Modern insanın Afrika‘dan başlayan göçünün Avrupa ve Asya‘ya uzandığı; bu bölgelerdeki Neanderthal ve Denisovan gibi ilkel insan türlerinin yerine geçtiği genel kabul görmekte. Hatta, bu insansı türlerin genomları üzerinde yapılan genetik çalışmalar, bu türlerin birbiriyle karıştığını da ortaya koyuyor.
Gerçekleştirilen yeni çalışma, bağışıklığımızla ilgili bazı genlerin, bu karışım sırasında, Neanderthal ve asyalı Denisovan‘lardan bize geçtiğini gösteriyor.
Büyük vücutlu avcı-toplayıcı bir grup olan Neanderthal‘ler, fosillerinin bulunduğu Almanya’daki Neander Vadisi (Alm. vadi = thal) baz alınarak isimlendirildi. Avrasya’nın çeşitli bölgelerinde, bundan 400.000 yıl öncesinden başlayan ve yine günümüzden 30.000 yıl öncesine dayanan bir geçmişleri bulunuyor. Geçtiğimiz yıllarda, Max Planck Enstitüsü‘nün Neanderthal genomu üzerinde yaptığı çalışmalar, bu türün modern insan hattı ile yarım milyon yıl önce ayrıldığını gösteriyor.
Konu üzerinde gerçekleştirilen yeni bir çalışma da, Stanford Üniversitesi‘nden immuno-genetikçi Peter Parham ve araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilmiş. Çalışma, bağışıklık sisteminin anahtar bileşenleri olan human leukocyte antigen (HLA) genleri üzerine odaklanmış. HLA kodlayan genleri, dünyanın farklı yerlerindeki modern insanlarda analiz eden Parham, bu sonuçları Neanderthal ve Denisovan fosillerinden elde edilen genomlar ile karşılaştırmış.

Neanderthal genomunun büyük bir kısmı, Hırvatistan'daki Vindija mağarasında bulunan kemiklerden elde edildi.
Araştırmaya göre, bazı Neanderthal ve Denisovan‘larda bulunan belli HLA formlarının Avrupa ve Asya’daki modern insanlarda olduğu; ancak aynı formların günümüz Afrika popülasyonlarında görülmediği ortaya çıkmış. HLA genlerinin hızlı evrimleşmesi sebebiyle, bu ortak HLA’ların modern ve ilkel insanların ayrılmasından önce oluşması olanaklı görünmüyor. Bunun yerine, Afrika’dan göç eden grupların, Avrasya’daki gruplar ile karışmış olmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Genetik çalışmalar, bu türler arası karışımın 65,000 ila 90,000 yıl önce gerçekleşmiş olabileceğini gösteriyor.
Parham, Afrika’dan göç eden insanlar ile Avrupa’daki ilkel arkaik insanlar ile karşılaştığında, göçebe olanların oldukça kötü durumda olduğunu tahmin ediyor. Hastalık ve diğer tehlikeler yüzünden sayısı oldukça azalmış olan insanların, Avrasya’da 200.000 yıldır hüküm süren arkaik insanların hayatına adapte olduğunu; adaptasyon süreci içinde türler arasında çiftleşmelerin yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu öne sürüyor. Bu farklı türlerin çiftleşmesi, Homo sapiens‘in yeni HLA formlarını kazanmasını, ve Avrasya’da bulunan patojenlere karşı bağışıklık kazanmasını sağlamış olabilir.
Parham‘ın yaptığı analizlerde ortaya çıkan bu belirli HLA formları, doğal bağışıklık içinde görev alıyor. Bu HLA formları, günümüzde bizi korumaya devam ediyor. Modern Asya’da oldukça sık bulunan arkaik kökenli HLA-A*11 formu, Epstein Barr virüsüne karşı direnç oluşturmayı sağlıyor.
Yazar: Can Holyavkin
Biyo RSS: Dünya'dan ve Türkiye'den Popüler, Güncel Biyoloji Haberleri, Site ve Ürün Tanıtımları, İpuçları ve daha fazlası...
Yazıların kullanımı ve reklam vermek için iletişim sayfasından Biyo RSS'e ulaşabilirsiniz.
Son Yorumlar