Yer: Güney Afrika, altın madenleri… Yüzeyin yaklaşık 1 kilometre aşağısı… Bu derinlikteki yüksek sıcaklık, basınç ve az oksijen, sadece tek hücreli canlıların hayatta kalmasına izin veriyor. En azından, bugüne kadar bilinenler bu yöndeydi. Araştırmacılar, yerin 1.3 kilometre derinliğinde, ilk defa çok hücreli yuvarlak solucalara rastladı.
Haziran ayında yayınlanan bir makaleye konu olan bu yuvarlak solucan, Halicephalobus mephisto olarak adlandırıldı. Bu kadar derine nasıl indiği, nasıl hayatta kaldığı gibi hakkında bilinmeyen onlarca soru, şimdi cevap bekliyor.
0.5-millimetre uzunluğundaki H. mephisto, Güney Afrika, Johannesburg’daki Beatrix altın madeninin sıcak duvarlarında keşfedildi. Adını, ışıktan nefret eden mitolojik bir iblisden alan H. mephisto, geçtiğimiz günlerde Nature‘da yayınlanan bir makale ile taksonomi evrenine girmiş oldu. Böylece, araştırmayı gerçekleştiren Tullis Onstott ve takım arkadaşları (Princeton University) bu derinlikte bulunan ilk çok-hücreli organizmayı bulmuş oldu.
Önceleri, yuvarlak solucanların (nematodların) yüzeye yakın bölgelerde yaşadığı, daha derinliklerde ise sadece bakteri popülasyonlarının olduğu düşünülüyordu. Ancak, gerçekleştirilen son çalışma, H. mephisto‘nun yerin 1.3 kilometre aşağısında oldukça mutlu şekilde yaşadığını gösteriyor. Bu seviyedeki derinlikler, çoğu nematodun dayanamayacağı 37°C’yi bulabiliyor.
Çalışma sırasında, yeni bir türün bulunması, diğer madenlerin de araştırılmasına yol açmış. Sonuç olarak iki yeni nematod türü daha keşfedilmiş. Bunlardan biri, Monhysterid şubesinde yer alırken, diğeri de Plectus aquatilis adını almış.
Bu türler, 0.9 kilometre derinliğinde 24 °C sıcaklığındaki Driefontein madeninde keşfedilmiş. Daha da ilginci, araştırmacılar, 3.6 kilometre derinliğe ve 48 °C sıcaklığa ulaşan Tau Tona madeninden Monhysterid şubesine ait, bilinmeyen bir nematoda ait DNA örneklerini elde etmişler.
Çalışmalar sırasında, bu nematodlar dışında, hiç bir çok-hücreli organizmaya rastlamamışlar. Bu basınç ve sıcaklıkta, nematodların yaşamasına olanak bile verilmediği için; elde edilen sonuçlar, araştırmacıları oldukça şaşırtıyor. Eldeki verilere bakılırsa, biyosferin sınırları tekrar çizilebilir.
Bu sıradışı nematotlar, maden habitatlarında, bakteriler tarafından oluşturulan biyofilmler üzerinde yaşıyor. Bu biyofilmler ise, yüksek tazyikli su ile oluşturulan sondaj deliklerinin yakınında meydana geliyor. Laboratuvar çalışmaları, nematodların, bu biyofilmleri oluşturan bakteriler ile beslendiğini gösteriyor. Diğer bir deyişle bu yuvarlak solucanlar, kendi boyutlarının milyonda biri boyuttaki bu gıdalar ile besleniyorlar.
Öte yandan, bu solucanların bu kadar derine nasıl indiği de önemli bir soru. İlk akla gelen cevap, bu solucanların, sondajlama sırasında yeryüzünden yer altına indirilmiş olması… Bu işlemler sırasında, bazı solucanlar yanlışlıkla yer altına indirilmiş olabilir.
Araştırmacılar, bu seçeneği elemek için, püskürtme sonrasında ortaya çıkan binlerce litre suda analizler gerçekleştirilmiş. İnceleme sırasında H. mephisto ve diğer toprak organizmalarını arayan takım, herhangi bir solucan türüne rastlamamış. Ayrıca, araştırma takımının, H. mephisto üzerinde yaptığı genetik testler, bu canlının yeryüzündeki akrabalarından oldukça uzak olduğunu göstermiş. Tüm bu sebepler, bu solucanların, “uzun” bir süredir derinliklerde yaşadığını gösteriyor olabilir.
University of Gothenburg‘dan mikrobiyolog Karsten Pedersen, gerçekleştirilen çalışmanın oldukça sıradışı sonuçlara sahip olduğunu belirtiyor. Ancak, bu organizmaların ne kadar süredir orada olduklarının hala belirsiz olduğunun altını çiziyor. Ancak, araştırma takımının yaptığı karbon izotop ölçümleri, bu nematodların bu derinlikte 3,000 ila 10,000 yıldır yaşamış olabileceğini gösteriyor.
Onstott ve takım arkadaşları, bundan sonraki aylarda, yeryüzünün derinliklerindeki çok-hücreli canlı avına devam edecek. Aynı zamanda, bu derinliklerde virüslere ve diğer karmaşık komünitelere göz atacaklar. Ayrıca, yeni buldukları nematodlara ait genetik diziler çıkarılacak. Dizilenecek genomun, bu solucanların evrimi hakkında çok şey söyleyeceği tahmin ediliyor. H. mephisto‘nun özel yetenekleri var mı? İlkel mi? Nasıl bir evrimsel süreç geçirdi? gibi sorulara cevap aranacak.
Genetik testler beklenirken, birçok araştırmacı sonuçları yorumlamaya başlamış durumda. Young University‘den evrimsel biyolog Byron Adams, bu canlıların yeryüzündeki akrabalarından uzun bir süre önce ayrıldığını, ardından bu derinliklere inmelerini sağlayacak bir yol bulduğunu düşünüyor.
Oksijen içermeyen ve yüksek sıcaklığa sahip maden duvarlarında böyle çok-hücreli canlıların bulunması, biyosferimizin alanını daha da geliştiriyor. Bu bilgiler, diğer gezegenlerdeki yaşam arayışımızı şekillendirebilir. NASA‘nın Mars Keşif Programının baş araştırmacısı Michael Meyer, Mars yüzeyinin altının incelenmesinin artık biraz daha önem kazandığını belirtiyor.
Yazar: Can HolyavkinBiyo RSS: Dünya'dan ve Türkiye'den Popüler, Güncel Biyoloji Haberleri, Site ve Ürün Tanıtımları, İpuçları ve daha fazlası...
Yazıların kullanımı ve reklam vermek için iletişim sayfasından Biyo RSS'e ulaşabilirsiniz.
Nature dergisindeki tarihler: Olay kesinlikle 01-Haziran-2011 da gerçekleşmemiş.
Received
15 February 2011
Accepted
01 March 2011
Artık ne zaman buldular, ne zaman yazdılar dergiye. 2010 da buldukları kesin.
http://www.nature.com/nature/journal/v474/n7349/full/nature09974.html adresindeki makaleye ait bilgiler şu şekilde geçiyor: Nature 474, 79–82 (02 June 2011) doi:10.1038/nature09974
Received 15 February 2011, Accepted 01 March 2011 Published online 01 June 2011.
Ancak, bir konuda haklısınız. Yazıda, sanki bu canlı Haziran ayında keşfedilmiş gibi anlaşılıyor. 1 ay içinde canlıyı keşfedip, makale çıkarmak pek mümkün değil. Uyarınız için teşekkürler. Gerekli düzeltmeyi yapacağım.
Yorumunuz için ayrıca teşekkürler.